UKRAYNA AŞK TÜNELİ | Yeryüzünde Beyaz İzler
28 Ocak 2019

UKRAYNA AŞK TÜNELİ

ORMAN PERİLERİNİN ELİ DEĞMİŞCESİNE YEMYEŞİL BİR GEÇİT, UKRAYNA AŞK TÜNELİ

 

Ah aşk tüneli başımıza neler geldi seni göreceğiz diye ama hayatımda görüp de bu muymuş demediğim yerlerden biri.

Ukrayna benim ilk yurtdışım ilk farklı gözlerim ve çokça sevdiğim bir yer. İlk olarak 2015’te sevdiceğimin bana sürprizi ile gitmiştik Lviv’e. Her şey benim için çok yeni çok farklı ve ilgi çekiciydi.

Aşk tüneline dönecek olursak, yıllardır internette görenleri kendine hayran bırakan fotoğraflarıyla bizimde dikkatimizi çekip gitmek istediğimiz yerler arasına girmişti. İlk Ukrayna gezisinde oraya uğramadık. İkinci gittiğimizde 2017’de destinasyona ekledik. Ekledik eklemesine de biz bir türlü gidemedik aşk tüneline, vazgeçelim diye sanki bir sürü engel çıktı karşımıza ama emelimize ulaştık zor olsa da.

Aslında ilk önce Kiev’den Rivne’ye orada belki kalırız demiştik sonrada Lviv’e geçecektik. Ama Kiev’de tren istasyonuna gidip bilet sorduğumuzda bir aya kadar bilet olmadığını öğrenince tabi biraz canımız sıkıldı. Yağmur yağıyordu karnım açtı (ki benim için çok büyük bir problem) ve gitmek istediğimiz yere gidemiyorduk. Otele gidince plan yaptık tekrar, hemen Lviv’e uçak bileti aldık. Aslında Lviv’den gitmek daha mantıklı 3 saat, Kiev’den 7 saat sürüyor tabi biz gidiş güzergahı olsun istemiştik ama olmadı.

Her zamanki gibi Yavuz Alim planı yaptı, sabah erken kalkıp Lviv tren istasyonunun yolunu tuttuk, hemen information sırasına girdik. Ama gelin görün ki görevli İngilizce bilmiyordu. Bilir misiniz bilmem ama kediler sizi görmek istemediklerinde gerçekten yok olursunuz, gözleri gözlerinize değmez, işte o görevlide adeta kedi gibiydi bizi görmezden geldi :d Başka bir görevliye sorduk sonra başka en sonunda biri eliyle başka birini gösterdi tarzanca anlaşarak sonunda İngilizce bilen biriyle görüştük. Rivne’ye ertesi gün için bilet almak istediğimizi söyledik ve kadıncağız bizim için kendi dilinde bir kâğıda yazdı derdimizi, bilet sırasına girdik ve gidiş dönüş için bilet aldık.

      

Lviv tren istasyonundan bindik Rivne trenine. Yazının burasında derin bir nefes alma ihtiyacı hissettim anılar anılar. Tren tıka basa dolu ve koltuklar birbirine çok yakın, pencereler açılmıyor havalandırma yok ve sıcak. Yanımıza bir ara tonton bir teyze oturdu sanırım yeni yemek yapmış misler gibi kızartma kokuyordu. Karşımızdaki teyzelerle de diz dizeyiz, anlayacağınız çok samimi bir ortam var, aynı dili konuşsak kesin sohbet de ederdik. Tıkır tıkır demir tekerler üzerinde böyle 3 saat kadar gittik, belki yolda inen olur dedik ama kimse inmedi aksine git gide kalabalıklaştık. Pencereden dışarı baktığımdaki gördüklerim çok güzeldi, her yer yeşil, arada minik yapılar görünüyor, gerçi tren camından izlediğim her yer güzeldir benim için.

Trenden indiğimizde az önce bahsettiğim o derin nefesten o zaman da aldık işte. Rivne’ye gelmiştik. Şimdi sıra Klevan’a geçmekti. Ama buda kolay olmadı. Klavan’a giden dolmuş otobüs gibi bir şey var onu bulmak için etrafa sorduk ama burası küçük bir yer  Lviv kadar turist almıyor İngilizce bilen birini bulmak çok zor, Yavuz Alim aşk tünelinin telefondan fotoğrafını gösterdi genç bir çocuğa, fotoğrafı gören genç kolumuzdan tuttu bizi bir dolmuşun oraya götürdü el kol hareketleriyle buna binmemiz gerektiğini anlattı. Bindik dolmuşa yine küçük havasız ve baya eski bir dolmuştu, dolmuşa bindiğimizde fotoğrafı şoföre de gösterdik ineceğimiz yer olaraktan. Ee ne demiş Papa Gregorius (540-604) “Yazı, okuyabilen insanlar için ne ise, resim de okuma yazması olmayan için odur”

Dolmuş yolculuğundan sonra aşk tünelinin tabelası olan bir yolda indik, tünele yürümeden yiyecek bir şeyler aldık hemen oraya çok yakın olan bir bakkaldan, elimizde atıştırmalıklar etraf mis gibi kokuyor yemyeşil, yolda keçiler köpekler vardı, yaklaşık 20 dk keyifli bir yürüyüşten sonra geldik o meşhur aşk tüneline. Hakikaten büyüleyici ve mükemmel, başımı bir kaldırdım yemyeşil sonsuz bir geçit, her bir detayını minik minik görünmez orman perileri yapmışçasına sizi içine çekiyor, derken filmlerdeki şok anını yansıtan bir müzik sesi değil de bir sivrisinek ısırığı ile o romantizmden yada masaldan artık ne dersiniz sıçrayarak uyanıyorsunuz. Sivrisinek SİVRİSİNEK kocaman devasa sivrisinekler. Tünelin girişinde yaşlı tatlış bir teyze var magnet bardak ve hediyelik eşya satan mosquito mosquito diye uyarıyor ama ne çare fenalar çok fena, her yerimizi ısırdılar birde kocaman şişler oluşuyor.

Kendimize bir kenar bulduk önce Yavuz Alim giyindi hemencik, sonra ben. Genelde soruyorlar nasıl giyiniyorsunuz diye. Aslında gelinliği giymek damatlıktan daha kolay çünkü tek parça. Zaten sadece üzerimi değişiyorum gelinliğin altında o gün ne giydiysem şort ya da pantolon kalıyor, üzerimden geçiriyorum sadece. Yavuz Alim giyinirken tabi baya eziyetli oluyor.

Tünel 6 km ve öğlen bir tane orman işletmelerine ait tren geçiyor raylar kullanımda değil onun dışında, çok da turist yoktu bizim ziyaretimizde, tripotu kurup fotoğraf alırken zorlanmadık kalabalık değildi. Zorlandığımız şey sinekleri sürekli kovalamak oldu, gideceğiniz zaman cildinize sıkılabilen sinekleri kovan spreylerden almanızı şiddetle öneriyoruz, hatta Yavuz Alim el kol hareketiyle mosquito fıs pıs diyerekten teyzeye para işareti yaparak çok kazanırsın dedi ama sanırım anlamadı, sadece gülümsedi. Makinenin saniyesine basıp koşarak yanıma gelen Yavuz Alim gelirken sinekleri kovalıyor, sırtıma yüzüme üşüşenleri eliyle ve şiddetli üflemeler suretiyle uzaklaştırıyor ve aynı zamanda poz veriyorduk, her bir fotoğrafta bir yerimizi yediler. Kıyafetten geçmez demeyin geçiriyorlar. Döndükten sonra şişikler ve kaşıntılar için krem almak zorunda kaldık.

 

Rivne ve Lviv arası tren seyrek ve saatleri aşk tünelini gezeyim geri dönerim demek için kısa kalıyor. Öyle olunca biz Rivne’de bir otelde kaldık. Otelin konumunu merkezde gösterip aslında merkeze dolmuşla 10 dk uzaklıkta olması da yine Aşk tüneli anılarımıza bir darbeydi ama olsun dedik değer. Geldiğimiz yolu geri yürüdük indiğimiz yerin karşısından Rivne’ye giden dolmuşa bindik tekrar tren istasyonunun orada indik oteli aradık aradık yok, meğersem otel değilmiş orası alışveriş merkeziymiş. Otelin gerçek konumunu bulup gittik, gittiğimizde konumun yanlış olduğunu kızgın bir şekilde söyledik ama sanırım zaten biliyorlardı. Eşyaları bırakıp Rivne’yi turladık. Göze çarpan bir katedral (Holy Resurrection Cathedral) gördük ama kapalı olduğu için mimarisine göz gezdirdik. Burası çok küçük bir yer, her şey ufak bir merkezde ve sınırlı imkanlarla. Yemek yiyip dolaştıktan sonra otele döndük.

Dönüş biletini önceden aldığımız Rivne – Lviv trenine binip canımız Lviv’imize döndük. Dönüş yolculuğu gidişten daha rahattı en azından camlar açılıyordu.

Bilet alamamak, planların değişmesi, gidişteki sıkıntılar, devasa sivrilere rağmen çok eğlenmiştik, o an gerçekten stresli ve moral bozukluğu olabiliyor bazı şeyler ama Yavuz Alimle konuştuğumuzda bunları ya da fotoğraflarımıza baktığımızda ikimizde gülüyoruz halimize, yol güzeldi, aşk tüneli ise harikaydı.

Ukrayna /Rivne /Klevan 

 

Seyahat planına buradan ulaşabilirsiniz: Lviv’den aşk tüneline nasıl gidilir, maliyeti nedir?

Youtube da izlemek için:  Aşk Tüneli - Tunnel of Love

Yazan: Aylin K. I.

 

Son Eklenenler

MİSTİK MARDİN
MARDİN

MİSTİK MARDİN

  •  234
  •   0
  • 09 Haziran 2019
BEYAZ GECELER
RUSYA

BEYAZ GECELER

  •  302
  •   0
  • 28 Nisan 2019
MARİİNSKY TİYATRO'DA GİSELLE
RUSYA

MARİİNSKY TİYATRO'DA GİSELLE

  •  189
  •   0
  • 27 Nisan 2019
IZMAILOVSKY MARKET
RUSYA

IZMAILOVSKY MARKET

  •  237
  •   0
  • 12 Nisan 2019
BRÜKSEL COMİC FEST
BELÇİKA

BRÜKSEL COMİC FEST

  •  259
  •   0
  • 06 Şubat 2019
UKRAYNA AŞK TÜNELİ
UKRAYNA

UKRAYNA AŞK TÜNELİ

  •  557
  •   0
  • 28 Ocak 2019

0 Yorum Atıldı

Bu yazı için henüz yorum girilmemiştir

Yorum Yap

BİZİ İNSTAGRAMDA TAKİP EDİN

Instagram